Eşitlik mi? Adalet mi?

Toplumumuzda en çok ihtiyaç duyulan “eşitlik” mi? “adalet” mi?

Son zamanlarda tercih etmek zorunda bırakılsam hangisini tercih edeceğimi düşünüyorum.

İnsanların istisnasız hangisine daha çok tahammülsüzlük gösterdiklerini gözlemleyerek kararımı verirken de hiç zorlanmadan “eşitliği” tercih edeceğim cevabını veriyorum. Herkesin bu soruya cevabı farklı olabilir. Ama benim cevabım kesinlikle “eşitler arası mutlak eşitlik”. İnsanlar diğerlerine de adaletsiz davranıldığında belki bir nebze de olsa anlayış gösterebiliyorlar ya da değer yargısını değiştirebiliyorlar ya da adalet anlayışını. “Ben de aynı şeyi yaşadım” denildiğinde yanlış olanı düzeltmeye yönelik umudu da oluyor üstelik çünkü herkese yapılanın yanlış olduğu hususunda genel bir farkındalık oluşuyor.

Ancak eşitsizliğe kesinlikle anlayış gösterilmiyor, toplumda kaos oluşturuyor eşitsizlik. Ve topluma gerçek anlamda umudunu yitirmiş karamsar bir tablo hakim oluyor. Kaldı ki toplumun bütününe yayılan eşit şekilde uygulanan adaletsizlik; adaletin tecelli etmesi için gerekli arayışlar ve formüller içerisine girdiklerinde de bireylerin her biri adalet için gerekli çözümü de kendileri bulabiliyor.

Son zamanlarda ülkemizde biz yönetilenler arasında anlamları yakın olan bu kavram ve terimler kullanılırken ve algılanırken anlamları birbirine karıştırılmış durumda, çoğu zaman sonuçları birbirini etkilediği için ise eş anlamlı kullanılmaktadır. Özellikle hukuk dünyasının sağlamayı hedeflediği “adalet” ve “eşitlik” son zamanlarda aynı anlamlarda kullanılmaya başlamış gözlemlediğim kadarıyla. Özellikle eşitliğe aykırı uygulamalar toplumdaki adalet algısına zarar verdikçe uygulama ve kararlara adaletsiz denilmekte. Oysa eş anlamlı değiller. Çoğu zaman eşitsizlik yöneticiler tarafından uygulamaya yansıdığında doğrudan adalet algısını hedef alsa da istisnaen bazı pozitif ayrımcılığa yönelen eşitsizlikler toplum genelinde adalete uygun olan olarak her kesim tarafından kabul görüyor. Ancak bugünkü köşe yazımda kastettiğim eşitsizliğin, “eşitlerin eşitliği- eşitler arası eşitlik” ya da “engellilere veya kadınlara belirli şartlarda tanınan pozitif ayrımcılık “ uygulamalarından farklı olan eşitlik hakkında olduğunu okuyucuların fark edebileceğini düşünüyorum.

Çok fazla örneği var ancak binlerce kişiyi ilgilendirdiği için bu örneği vermek istiyorum. Ankara’da aynı anda 3 yıl önce bini aşkın işten çıkarılan Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresinde yüzlerce işçi hakkında işçi lehine karar veren Yargıtay, aynı anda işten çıkarılan yüzlerce arkadaşı hakkında işveren lehine karar verdi. Burada her iki karar da yoruma göre ve farklı yönleriyle mevzuata ve adalete uygun olarak görülebilir, yorumlanabilirdi belki. Ancak verilen karar eşitliğe aykırı olduğu için her bir işçi ve aileleri tarafından kesinlikle adalete aykırı olarak kabul edildi. Sadece bu karar değil, yargı makamları tarafından benzer konularda değişkenlik gösteren lehe ve aleyhe verilen kararlar; her şeyden önce eşitliğe aykırı olduğu için hukukun evrensel prensiplerine ve adalete aykırı kabul edilmektedir. Bu nedenle buna benzer biri hakkında uygulanan kararın bir diğeri tarafından uygulanmaması ceza yargılaması başta olmak üzere toplumdaki adalet anlayışını ve verilen kararların meşruluğunu tartışmaya açmaktadır. Bu durumun toplumda belirli kesimlere siyasi, ekonomik ya da etnik imtiyaz tanınıyormuş gibi değerlendirilmesine yol açabilecektir. Bir ülkede hukuki belirlilik ilkesi ve uygulamada birlik kanunların uygulanmasında ciddi anlamda önemlidir. Aksi halde toplumda eşitsiz uygulamalar “adalet yok” şeklinde yansıma bulmakta ve bulmaya da devam edecektir. 

Toplumun açlığı, hasreti bana göre eşitliğe, eşitsizlik temelinde ise adaletsizliğin ortadan kaldırılmasına.

Bu nedenle Adalet Bakanlığı’nın şu günlerde üzerinde çalışmış olduğu ve sona yaklaşmış olduğu Yargı Reformu Strateji Belgesini bu tür toplum üzerinde oluşan olumsuz algıların kırılması ile eşitlik ve adalet anlayışı üzerindeki aksaklıkların giderilmesi temelinde umut verici buluyor ve ilgiyle takip ediyorum. Hukuk dünyasında da aynı şekilde hukuki veya siyasi kaygıyla eleştirilen yönleri bulunsa da yargı reformunun bir an önce tecelli etmesi ve bu tür aksaklıkların önlenmesi beklenmektedir. Eşit ve adil günler geçirmeniz dileğimle…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Orhan keleş
Orhan keleş - 3 ay Önce

Adaletli bir hayat eşitliği sağlayacaktır diye düşünüyorum.. Bakış açınız ve anlayışınızla ufkumuzu açmanıza devam etmeniz dileğiyle...