Tarihte ve Toplumda Kadının Kimliği

Toplumun kadını benimsemesi için ilk önce kimliğini vermesi gerekir eşitlik demiyorum. Çünkü eşitliği hiçbir zaman ellerini alamayacaklarına inanıyorum. Onun yerine tüm kadınlarımızın kimliğini vermeliyiz.

Çalışan kadınlarımızın, anne olan kadınlarımızın, kardeş olan kadınlarımızın her ne kadar kadının toplumda yeri olmadığı düşünülse de bu düşünceyi ilk önce kadınlar kırmalıdır. ‘Biz buradayız’ demelidir bir kadın. Sessiz değil! Çığlıklarıyla haykırarak ‘Biz buradayız!’ demelidir. Güçlü olan kadınlarımız kendisi için bir şeyler yapmak yerine toplum ne der? Toplum bunu kaldırabilir mi? Toplum çalışmama izin verir mi? Toplum toplum ve yine toplum….

Aslında ilk önce toplum ne derse desin ben buradayım demeyi öğrenmeli bir kadın, buradayım demeyi öğretmeli bir kadın, topluma ve toplumda yaşayanlara, çünkü kadın kimliğini Kurtuluş Savaşı’nda almış ve kendini kanıtlamıştır. Zaman içerisinde unutulan kadınlarımız kimliklerini geri kazanmak için savaş vermeyi de bırakmışlardır.

Kadına hak ettiği değeri hiçbir ülke vermemiştir. Ta ki Mustafa Kemal Atatürk’e kadar. Kadının kimliğinin toplumda yer alması gerektiğine inanmış ve o dönemde kadına ‘Sen ne yapmak istiyorsun, sen karar ver, oy kullan, seçmen ol, oy kullansınlar, seçilen ol, çalışan ol, mal sahibi ol, eğlenirken tercih sahibi ol, öğretmen ol, öğret kızlarımıza ezilmemeyi her şeyden önce düşünme hakkın olsun, düşüncelerini beyan etme hakkın olsun, kadına hak ettiği en büyük değeri Mustafa Kemal Atatürk vermiştir.

Kimliğini kazanmaya çalışan kadınlarımız şiddete, öldürülmeye maruz kalıyor. Tek istediği kendisi için yaşayabilmek, bunu da kadınımızın elinden alıyor kör topluluk. İnsanlar eşit doğarlar, peki neden eşit ölemiyorlar. Bir erkeğin karısından boşandığı için öldürüldüğüne hiç tanık olmadım. Ama birçok kadının Eşinden ayrılmasından dolayı ölüme şiddete maruz kaldığına çok tanık oldum. İlk başta bunu yenmeliyiz. Toplumda kadın kimliğine kavuşabilmesi için. Her susan kadın biraz daha fazla yaşayabilmek için susuyor.

Tarih boyunca kadın hep kimlik kazanmaya çalışmıştır. Tarih süreci içerisinde kadın; Babil`de evcil hayvanlar mesafesindedir. Geçmişte Çin`de dahi insan değildir ve onlara isim dahi konulmaz. Hindistan`da köledir. Antik Yunan`da kadın insan üzerine bir yüktür, pistir ve şeytani varlıklardan biridir. Arabistan`da ise diri diri toprağa gömülen ve değişik şekillerde tanımlanandır.

Hiçbir zaman kendi kimliği olmayan kadının seçimlerde birey olduğu hatırlanmıştır. Her seçimde olduğu gibi bu seçimlerde de eş, baba, kardeş; kendisi için söz sahibi erkek tarafından yönlendireceği adaya oy vereceğini sanıyorlar ancak bu kez öyle olmayacak ve kadınlarımız hafta sonu yapılacak olan seçimlerdeki Belediye Başkanını belirleyecek. Kadınlarımızın kendine hak ve özgürlüklerini en iyi şekilde verecek adaya oy vermelerini diliyorum. 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Orhan Keleş
Orhan Keleş - 3 ay Önce

Düşüncelerinize katılmamak mümkün değil kadınlarımız hak ettikleri yerde oldukça başarı kaçınılmaz olacaktır